Çocuğunuz Hafız Olsun İstermisiniz

Hafızlık Allah’a dost olmaktır

Hafızlık, dünya durdukça hiç sönmeyecek rahmanî bir meşaledir. Hafızlar, adları hep Kur’an’la anılan bahtiyar insanlardır. Onlar Kur’an’ın nidasıyla ve nefhasıyla, geceleri gündüze tebdil eyleyenlerdir. Onlar, Kur’an ahlakıyla ahlaklanan bahtiyar insanlardır.

Hafız-ı Kur’an, nefsanî arzularına geçit vermeyendir. Zira o izzetli ve iffetlidir. Küfrün bataklığa döndürdüğü bir dünyada, Rabbimizin kitabına korkusuzca dört elle sarılandır. O, parayı, malı mülkü değil, Kur’an’ı ve onun sahibi olan Allah’ı dost edinendir. O, soğuk kış gecelerinde bile rahlenin başında oturup sabır ve sebatla geceleri, nurlu seherlere devirendir. O, insana vesvese veren şeytanın çirkin sesini bastırıp Kur’an’ın diliyle konuşandır. Zira o, zikrullahı diline pelesenk etmiştir. O, kalbiyle Rabbi arasında Kur’an’ı rabıta kılmıştır.

Kur’an, hafızın tertemiz ruhuna giydirilen altından bir elbisedir. Bu elbise, aynı zamanda manevî bir zırh hükmündedir. Küfrün paslı kılıçları bu elbiseyi delip geçmeye muktedir değildir. Kur’an, aynı zamanda hafızın başındaki billurdan taç hükmündedir. Bu taç, Allah katında kralların dünyevî makam ve mevkilerinden çok daha hayırlı ve de üstündür.

Hafızlık, çölde gül yetiştirmek kadar zahmetli olsa da onun kokusu Nebevî iklimlerden gelir. Hafızlar, zifiri karanlıklara doğan ayın on dördü gibidir. Hafızlar, geceyi aydınlatan kutlu kandillerdir. Gönül göğünün yıldızlarıdır onlar… Hafızlar, tüm engellere göğüs gerip ashabın nurlu yolundan gidenlerdir. Onlar, kutlu seherlerde bir güneş gibi doğarak dünyamızı ısıtırlar.

Hafızların serdarı Resulullah Efendimiz “Sizin en hayırlınız Kur’an-ı Kerim’i öğrenen ve öğreteninizdir.” Diyerek, hafızlık müessesesini yüceltmiştir. Hafızlar, Resulullah Efendimizin sadık yoldaşlarıdır. Onların Kur’an’a yaptıkları hizmetlerinin mükâfatını Rabbimiz misliyle verecektir. Resul-i Ekrem Efendimizin, Kur’an okumayla ilgili şu mübarek veciz sözü, altın harflerle yazılmaya layıktır: “Kur’an okuyan mümin portakal gibidir: Kokusu hoş, tadı güzeldir. Kur’an okumayan mümin hurma gibidir: Kokusu yoktur, tadı ise güzeldir. Kur’an okuyan münafık fesleğen gibidir: Kokusu hoş fakat tadı acıdır. Kur’an okumayan münafık Ebû Cehil karpuzu gibidir: Kokusu yoktur ve tadı da acıdır.” (Buhârî)

On dört asırdan beri bir harfi bile değişmeyen, manası âlemleri kuşatan Kur’an, ilahî bir sevdaya düşen hafızların gönüllerinde açan vahiy çiçeğidir. Onun satırlardan sadırlara taşınmasında hafızların rolü çok büyüktür. Onlar, Kur’an’ın her bir ayetinin derin manasını ruhlarına giydirmişlerdir. Pörsümeye yüz tutmuş ruhlar, böylelikle yeniden dirilmiştir.

“Huffaz-ı Kiram” dediğimiz hafızlar, Kur’an’ı gönül aynasına düşürenlerdir; onu nesilden nesile aktaranlardır. Onlar, İslam’ın ve Kur’an’ın ruhunu yaşatanlardır. “Yaşayan ve yürüyen Kur’an” olarak niteleyebileceğimiz hafızlarımızı, Allah başımızdan eksik etmesin; Rabbim onların sayısını kat kat artırsın. Kur’an onların dilinde çiçek çiçek açsın, serpilsin… (Amin)